ihh 728x90
25 Ağustos 2019 Pazar
Anasayfa > Yazarlar > Uğur Akbaş > SUÇ ve CEZA
Uğur Akbaş

SUÇ ve CEZA

01.08.2019 14:30 12 14 16 18 yazdır
Yazar : Uğur Akbaş
İnsanların toplu halde yaşamaya başlamalarıyla birlikte toplumsal hayatı düzenlemek için belli kural ve kaidelerin gerekliliği ortaya çıktı. Kişilerin birbirleriyle, devletle ya da diğer devletlerle olan ilişkilerinin düzenlemesi gerekliliği hukukun doğmasına vesile oldu. Hukuk toplumsal hayatın belirli bir düzende sürdürülebilmesi için olmazsa olmazdır. Hukukun egemen olduğu toplumlarda nizam ve intizam sağlanabilir, aksi halde topum kaosa sürüklenir. Hukuk sisteminin en önemli kavramlarından biri suç ve ceza ilişkisidir. Hukuk devletlerinde insanların uyması gereken kurallar yasalarla belirlenmiştir. Bu yasaların aksi davranışlar suç;  suça kanunlara uygun olarak uygulanan yaptırımlar ise cezadır.  Suç ve ceza ilişkisi her zaman orantılı olmalıdır. Bu orantı hem kanunen gereklidir hem de toplumsal olarak elzemdir.  Eğer bir orantısızlık var ise toplum vicdanı yaralanır ve halkın hukuka ve adalete güveni sarsılır. Hukuka güvenin sarsılması bir toplumun düzenini bozan en önemli konularda biridir. Ülkemizde ise suç ve ceza ilişkisi açısından ciddi sıkıntılar yaşanmaktadır. İşlenen bazı suçlara hiç ceza verilmezken ya da verilen cezalar çok cüzi olurken,  bazı suçlara verilen cezalar abartılı olabilmektedir. Bunun en güncel örneğini daha birkaç gün önce yaşadık. Rize’de evinin önünde oturan genç kıza saldırıp, tekme ve tokatlarla bayıltana kadar döven cani çıkarıldığı mahkemece adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı. Görüntülerin sosyal medya üzerinden yayınlanmasıyla birlikte oluşan yoğun tepkiler yüzünden o zanlı tekrar gözaltına alınarak tutuklandı. Ne kadar enteresan bir durum değil mi? Bir insanı öldüresiye döven birini serbest bırakmak hukukun, adaletin,  hakkaniyetin neresine sığar? Ve ertesi gün yoğun toplum baskısı yüzünden geri adım atılıp tutuklama kararının çıkması daha da enteresan. Türkiye’de hukuki yaptırımlar toplum baskısıyla işliyor sanki.  Yine ülke gündemini günlerce meşgul eden hamile bir kadının bulunduğu araca saldıran kişiler tutuklanmıştı. Bugün görülen ilk mahkemede o canilerin serbest bırakılmalarına karar verildi. İçler acısı bir durum.  İstanbul’da karşıdan karşıya geçmeye çalışan 7 yaşındaki kız çocuğuna çarpıp kaçan zanlılar yakalanıp yine adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı. Belki de o yavrucak yoğun bakımda can verdi. 2016 yılında devletimizin hendek olaylarında ki terörle mücadelesine karşı bildiri yayınlayan ve devletimizi suçlayan sözde akademisyenler hakkında Anayasa Mahkemesi hak ihlali kararı vererek bir nevi o akademisyenleri akladı. Bildiriyi ifade özgürlüğü çerçevesinde değerlendirdiklerini açıkladı mahkeme. Buyurun işte terör sevicilik bile ifade özgürlüğü olarak kabul görüyor. Hem de en üst mahkeme tarafından. O kadar çok örnek var ki hangi birini yazsam bilemedim. Sabah serbest bırakılıp daha evine gitmeden tutuklanıp tekrar cezaevine konanları mı söylesem, haklı olduğu bir konuda hakkını savunanın hemen tepesine binilip tutuklanmasını mı. Tirajı komik bir örnek vereyim size. Gaziantep’te markette hırsızlık yaparken yakalanıp mahkemece serbest bırakılan şahıs adliye katibinin telefonunu çalarak kaçıyor. Hırsızlık yapan birini serbest bırakırsanız olacağı budur.  Cezalarda caydırıcılık olmadığı için suçta süreklilik oluşuyor maalesef. Suçlular karakolun bir kapısından girip diğerinden çıkıyor. Cezalar caydırıcı olmalı ki suç oranlarında azalma olsun. Aksi halde azalma bir yana artış oluyor. Bazı suçlarda ki cezaların da ciddi oranda artırılması gerekmektedir. Terör, taciz, tecavüz, şiddet, uyuşturucu vb. gibi. Hukuk kuralları toplumsal düzeni sağlamak için vardır. Verilen kararlarda ki hakkaniyet toplum nezdinde de kabul görmelidir. Eğer verilen ya da verilmeyen cezalar toplum vicdanında karşılık bulmuyorsa ve vicdanları yaralıyorsa -ki ülkemizde ki gibi- ciddi bir sorun var demektir. Maalesef ülkemizde hukuka ve adalete olan güven gün geçtikçe azalmaktadır. Mesela zengin ya da siyasi bir bağı olan birisi suça karıştığında toplumda şu algı oluşuyor hemen:’’ Onlara bir şey olmaz onlar hallederler’’. Bu algı bile hukuka olan güvensizliğin en açık örneği. Hukuk bağımsız olmalı ve her türlü baskıdan arındırılmalıdır ki adalet tesis edilebilsin. Aksi halde hem devlete hem de adalete olan güven sarsılır ve toplumda kaotik bir durum oluşur. Adaletin olmadığı hiçbir iş doğru sonuç vermez zaten. Yazımı adaletin temsilcisi olan Hz.Ömer’in  (r.a) bir sözüyle bitirmek istiyorum: ‘’Adalet mülkün temelidir’’

Saygı ve muhabbetle…
ihh 468x60
Yazarın Son Yazıları
Yorum Yaz
  • UYARI: Konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren cümleler veya imalar, inançlara saldırı, şiddete teşvik ve tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.