ihh 728x90
22 Ekim 2019 Salı
Anasayfa > Yazarlar > Uğur Akbaş > KORUNAN AYAKKABILAR
Uğur Akbaş

KORUNAN AYAKKABILAR

22.08.2019 13:19 12 14 16 18 yazdır
Yazar : Uğur Akbaş
Allah rahmet eylesin sevdiğimiz bir amcamızın cenaze namazını kılmak için cami önündeyiz. Cenaze namazı öğle namazına müteakip kılınacak. Ezan okundu, cemaat kalabalık olduğu için ancak caminin girişindeki ayakkabılığın olduğu yerde kendime yer bulup oturdum. İnsanlar telaşla içeri girebilmek için caminin önüne yığılırken, caminin hemen dışında bankta oturan bir kişi dikkatimi çekti. Bir elinde bir çift ayakkabı diğer elinde cep telefonuyla meşguldü. Yanımdaki arkadaşların da dikkatini çekti bu kişi.  Arkadaşlardan biri eğilip kulağıma: "Ağabey belinde silah var sanırım koruma" dedi. Zaten halinden, giyiminden cenazeye katılan bir büyüğümüzün koruması olduğu belli oluyordu. O görüntü tüylerimi diken diken etti ve kaç gündür aklımdan çıkmadı o fotoğraf.  Devletin herhangi bir saldırı veya tacizden korumak için tahsis ettiği o memur büyüğümüzün ayakkabılarını koruyordu maalesef.  Nasıl içler acısı bir durum bu. Camiden çıkınca hemen ayakkabılarını verecek ki sıkıntı çekmesin, beklemesin büyüğümüz.  Bu görüntü ülkemizde yıkılamayan bürokratik saltanatın birebir resmiydi aslında. O büyüğümüz bizim gibi kendi ayakkabılarını ayakkabılığa koyabilecek ve çıkışta da alabilecek sağlık ve selamete sahiptir sanırım.  Güvenlik sıkıntısı olsa bir nebze belki anlaşılabilir bu durum. Ama neresinden tutarsanız tutun elinizde kalıyor. Nasıl ki cami kalabalık olduğunda biraz itiş kakışla biz ayakkabılarımızı alabiliyor isek o da pekala bir iki müminin omzuna değerek ve sadece bir ki dakika bekleyerek ayakkabılarını alabilirdi. Yani incileri dökülmezdi halkımızın tabiriyle. Şayet bu şekilde davranıp kendi işini kendi görseydi gözümüzde değeri on kat daha artardı emin olun. Tabi ben o korumanın kimin koruması olduğunu bilmiyordum.  Cenaze namazından sonra taziye için odaya indiğimizde, şehrin önemli kurumlarından birinin idarecisi olan büyüğümüzle birlikte o koruma kardeşimiz de içeri girdi. O zaman anladık ki o koruma o beyefendinin koruması.  Mahalle odasından çıkışta da ayakkabıları korundu mu bilemiyorum o büyüğümüzün.  Burada kimsenin günahını almak istemiyorum. Bu o idarecinin emri midir yoksa prosedür mü böyledir bir malumatım yok.  O koruma arkadaşımızı da töhmet altında bırakmak istemem, sonuçta o da bir emir kulu. Bununla da kalsa iyi. Namazdan çıktıktan sonra ben cenazenin ön sıralara yakın bir yerinde saf tuttum.  Bu sefer de mahallenin idaresinden sorumlu olan büyüğümüz şöyle seslendi: "Cemaat şu ön tarafı boş bırakın çünkü bürokrasi burada oraya gelsinler" dedi. Tam o esnada siyasi büyüklerden biri gülerek "Cenazede de bürokrasi mi olur?" diyerek yine de kendine gösterilen yere geçti.  Orada bulunan idarecilerin ille de bize önden yer açın diye bir talepleri olduğunu sanmıyorum. Fakat bu saltanat insanların o kadar kanına işlemiş ki maalesef kraldan çok kralcıyız. Bu tarz görüntüler benim olduğum gibi toplumun da vicdanını derinden yaralıyor. Bizim içimizden çıkan insanların bizden bu kadar kopuk olması toplumla idare arasındaki uçurumu gün geçtikçe derinleştiriyor.  Düşünsenize hepimizin uymak zorunda olduğu kurallara idareden biri uyunca haber oluyor. Mesela kırmızı ışıkta duran kırmızı plakalı bir araba görünce hepimiz şaşırıyoruz. Halbuki olması gereken bu. Olması gereken olmadığı için şaşırıyoruz ne kadar tuhaf değil mi?  Belki de bu bahsettiğim konunun muhatabı idareciler toplumla içli dışlıdır bilemiyorum, ama sistemsel sorunların olduğu aşikar. Bugün olmuş "Siz benim kim olduğumu biliyor musunuz?" dayatmasını ve mantığını hala aşabilmiş değiliz.  Aslında biz sizin kim oluğunu biliyoruz da siz de bizim kim olduğumuzu asla unutmayın. Biz sizin o mevkilerde olmanızı sağlayan halkız. Siz ayakkabılarınızı kendiniz taşıyın, yağmurlu havalarda şemsiyenizi kendiniz açın, şatafatlı odalarınızdan çıkıp,  lüks arabalarınızın kapılarını kendini açın ki biz de halk olarak kalplerimizin kapısını sonuna kadar size açalım. Toplumla içli dışlı olan idareci ve bürokratlar her daim halkın yüreğinde yer edinmiş ve hep sevilip sayılmışlardır. Diğer türlü davrananlar ise hafızalardan tez zamanda silinip gitmiştir. Bulunulan makam ve mevkilerin amacının Hakka ve halka hizmet etmek olduğunu unutmadan, toplumdan asla kopmadan ve vicdanları yaralamadan davranmak elzemdir. Bu şekilde davranan idareci ve bürokratlarımızı saygı ve sevgiyle selamlıyorum.
Saygı ve muhabbetle…
ihh 468x60
Etiketler : Uğur Akbaş
Yazarın Son Yazıları
Yorum Yaz
  • UYARI: Konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren cümleler veya imalar, inançlara saldırı, şiddete teşvik ve tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.