ihh 728x90
07 Aralık 2019 Cumartesi
Anasayfa > Yazarlar > Uğur Akbaş > KADINA ŞİDDETE MEDYA DESTEĞİ
Uğur Akbaş

KADINA ŞİDDETE MEDYA DESTEĞİ

29.08.2019 13:23 12 14 16 18 yazdır
Yazar : Uğur Akbaş
Önceki yazılarımda da kaleme aldığım bir konu maalesef gündemden düşmüyor.  Kadınlara uygulanan şiddet ve cinayet haberleri gün geçtikçe artarak devam ediyor. Birkaç gün önce çocuğunun gözü önünde katledilen Emine Bulut olayı hala sıcaklığını koruyor.  Emine Bulut’un: ‘’Ölmek istemiyorum’’, kızının ‘’Anne sakın ölme’’ feryatları hala kulaklarımızda çınlıyor ve yüreğimizi yakıyor. Yine aynı günlerde doğum yapan eşini hastanede bıçaklayan bir caninin haberi daha düştü ajanslara.  Adıyaman’ da kız kardeşini ölesiye dövüp, sokak ortasında bıçaklayan vahşinin haberi de yerini aldı bu dramatik tabloda. Ve bunun gibi basına yansıyan onlarca haberin yanında, yansımayan nice trajik hadise var ülkemizde. İşin acı yanlarından biri de olay yerindeki insanların bu vahşete tepkisi. İnsanlar olaya müdahale etmekten ziyade, cep telefonlarına sarılıp olayı çekme gayreti içindeler. Onlar için orada yitip giden canın bir önemi yok, takipçilerine cinayeti yayınlamak daha evla.  Nasıl hastalıklı bir ruh halidir bu bir düşünün. O kadınlara şiddet uygulayıp vahşice katledenler kadar; gözünün önünde cereyan eden vahşete müdahale etmeyenlerin de en az onlar kadar suçu var. Önceki yazımda bu vahşetin nedenlerine dair bazı saptamalar yapmıştım. Şimdi ise kadının medyada temsilinin bu vahşete nasıl yansıdığını biraz irdelemek istiyorum. Takdir edersiniz ki iletişim çağındayız ve hayatımızın büyük bir kısmını bu iletişim araçlarının başında geçiriyoruz. Özellikle kadınların televizyonlarda, gazetelerde ve sosyal medyada nasıl temsil edildiğine bir bakmamız gerekiyor. Dizilerin çoğunda kadınlar ezilen, örselenen, şiddete maruz kalan ya da filme renk katsın diye cinsel obje olmaktan öteye gidemeyen bir figür olarak gösteriliyor. Özellikle romantik komedi tarzı dizlerde kadınların geneli Türk toplum yapısıyla uzaktan yakından alakası olamayan tarzda ve giyimde rollere bürünüyor. Kadının o dizide bulunma amacı sadece giydiği mini eteği, dekolte kıyafeti ya da sık sık yinelenen flört sahnelerinde cinsel meta olarak kullanılması, yoksa kaliteli oyunculuğu falan değil. Gazetelerin ve dergilerin kapak ya da arka sayfalarında, deniz kenarında çektirdiği bikinili pozlarıyla ya da yarı çıplak fotoğraflarıyla yer buluyorlar kendilerine kadınlar.  Sosyal medyada bir yazarın ya da şairin edebi bir sözü paylaşılırken bile söz ya da şiirle alakası olmayan yarı çıplak bir kadın görseli kullanılır. Buradaki amaç kadının cinselliğini kullanıp ilgi çekmek. Bu paylaşımları sadece erkekler değil birçok kadın da yapıyor, bu da işin başka vahim bir tarafı. Kendilerini sanatçı olarak lanse eden bir takım insancıklar; yatakta, duşta, havuz başında verdikleri çıplak pozlarla, kendi egolarını tatmin edip, takipçileri sayesinde paralarına para katarken; kadına duyulan saygının azar azar altını oyuyorlar.  Bizim gibi eğitim seviyesi düşük ve medya organlarından ziyadesiyle etkilenen bir toplumda kadının bu şekilde ezilen, örselenen, şiddete maruz kalan ve cinsel obje olarak yansıtılması, kadına duyulan saygının iyice azalmasına, kadına uygulanan şiddetin artmasına, kadını bir et parçası olarak görme eğiliminin ayyuka çıkmasına neden oluyor.  Bir bakın bakalım televizyonlara, gazetelere;  eğitimleriyle, yetenekleriyle, başarılarıyla temsil edilen kaç tane kadın göreceksiniz? Maalesef hiç göremezsiniz.  Ama hiçbir vasfı olmadığı halde bilmem hangi ünlüden boşanan, aldığı nafakayla gününü gün eden, yarı çıplak pozları ve düşük zekasıyla yazdığı kitapla gündemden düşmeyen kadınların haberlerini hemen hemen her gün görürsünüz gazete ya da televizyonlarda. Bu yayın anlayışı yüzünden kadın;  kafası çalışmayan, dayak yiyen, sadece bacak boyu ve göğüs dekoltesiyle değerlendirilen sıradan bir varlık seviyesine indirgeniyor. O yüzden kadını değersiz gören, itibarsızlaştıran, şiddeti özendiren bu yayın anlayışının kadına uygulanan şiddetteki payını asla yadsımamalıyız. Değersiz görülen her ne varsa örselenir, ötekileştirilir, doğanın kanunu budur maalesef. Ayrıca kadına uygulanan şiddete karşı cezaların yetersizliği bu olaylarının artarak devam etmesindeki en önemli nedenlerden biri. Ceza ve yaptırımların ciddi şekilde revize edilmesi gerekmektedir.  Medyada kadın hak ettiği şekilde değer görüp layık olduğu şekilde temsil edilmelidir. Kadınlara uygulanan şiddet sahneleri kaldırılmalı, kadını itibarsızlaştıran ve kadını cinsel obje olarak gören bu yayın anlayışına bir an önce son verilmelidir. Bu şiddetin son bulması için devletimize, medyaya ve topluma büyük sorumluluklar düşüyor. Ayaklarının altına Cennet müjdelenen kadınlarımıza, annelerimize uygulanan bu vahşet bir an önce son bulur umarım. Saygı ve muhabbetle…
ihh 468x60
Yazarın Son Yazıları
Yorum Yaz
  • UYARI: Konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren cümleler veya imalar, inançlara saldırı, şiddete teşvik ve tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.