ihh 728x90
22 Ekim 2019 Salı
Anasayfa > Yazarlar > Uğur Akbaş > Hz. ÖMER’İN MUMU
Uğur Akbaş

Hz. ÖMER’İN MUMU

27.08.2019 13:43 12 14 16 18 yazdır
Yazar : Uğur Akbaş

Hz. ÖMER’İN MUMU

Bir gün  ashabtan biri  geç vakte kadar çalışan Hz. Ömer’ i halifelik makamımda ziyarete gelir, selam verip müsait bir yere oturur. Fakat selamı alınmaz. Kendisiyle ilgilenilmediğini gören sahabe şaşkınlık içinde bekler. Hz. Ömer önünde ki  işiyle meşguldür. İşini bitiren Hz. Ömer yanmakta olan mumu söndürüp,  dolaptan çıkardığı başka bir mum yakar ve ‘’ Aleykümselam’’ der. Sahabe hayretle sorar: ‘’ Ya Ömer neden hemen selamımı almadın da bir mumu söndürüp diğer mumu yaktıktan sonra benimle ilgilenmeye başladın?’’ Hz. Ömer(r.a) cevap verir: ‘’ Evvelki mum devletin hazinesiyle alınmıştı, o yanarken seninle meşgul olsaydım Allah’ın indinde mesul olurdum. Seninle devlet işi konuşmayacağımız için kendi cebimden satın aldığım mumu yaktım ve ondan sonra seninle konuşmaya başladım.’’ Bunun üzerine sahabenin gözleri yaşarır ve ellerini semaya açarak dua eder: ’’ Ya Rab! Hz. Ömer’ i bizim başımızdan eksik etme’’. Bu kıssayı her okuduğumda   gözlerim dolar. Bu ne imandır, bu ne adalettir, bu ne zarif bir düşünce şeklidir. Hz. Ömer, İslam ahlakı ve adaletinin vücut bulmuş  şeklidir. Bu konuyu hatırlatmakta ki gayem bir kıyaslama yapabilmek. Devletin bir mumunu dahi kendi  işi için kullanmaktan imtina eden Hz. Ömer’ den; devlet  malını har vurup harman savurmaktan imtina etmeyen  ‘’ devlet malı deniz, yemeyenler keriz’’ diyen  bir zihniyete nasıl  geldiğimizi bir nebze de olsa gösterebilmek. Aşağıda vereceğim örnekler sadece bu dönemle alakalı örnekler değil. Dönem dönem  azalan, dönem  dönem artan,  fakat hiç son bulmayan Türkiye gerçekleri bunlar.  Şunu da kabul etmek gerek ki rüşvet ve yolsuzluklar devletin aldığı tedbirlerle ciddi ölçüde azaldı fakat bürokratik ve siyasi saltanat hala devam etmekte. Hangi birinden başlasam bilemiyorum. Kendilerine şahsi çıkar sağlamak için ihalelere yolsuzluk karıştıranları mı söylesem,  bir makam sahibi olunca kibre kapılıp, makam odalarını milyarlarca lira harcayarak yenileyenleri mi. Hayatlarında binemeyecekleri makam araçlarını dahi beğenmeyip daha lüks olanları alanları mı söylesem, devletin araçlarını eşlerine, çocuklarına tahsis edenleri mi.  Devletin ambulansıyla evine inşaat malzemesi taşıyanları mı söylesem, işyerine uğramayıp da her ay düzenli olarak maaş alan bankamatik memurlarını mı.  Layık olmayanlara verilen ihaleler yüzünden senede bir caddeleri ,sokakları söktürüp yaptıranları mı söylesem ,  devletin kesesinden bir milyon liranın üzerinde telefon masrafı çıkaran vekilleri mi. Başkanı olduğu belediyenin şirketine kendini müdür olarak atayıp maaşını iki katına çıkarana mı söylesem,  sırf devletten daha fazla para kaçırabilmek için aldıkları ihaleleri uzatanları mı. Milyarlarca lira harcanarak yapılan fakat sonradan çürümeye terkedilen yerleri mi söylesem, kendi şahsi evini devlet çalışanlarına tadilat ettiren yöneticileri mi inanın bilemedim. Ve daha nice binlerce  vahim örnek. Daha geçenlerde ülkemizdeki bir şehrin devlet hastanesi başhekimi kendi evinde tadilat olduğu için hastanenin bir odasını düzenleterek ailesiyle birlikte hastanede yaşamaya başlamıştı. Güler misin ağlar mısın denilebilecek türde hazin bir vaka. Allah’ tan şikayet üzerine farkına varılıp görevden alındı o başhekim. Gerek kendi yetenekleriyle, gerekse siyasetle  makam edinen ya da devletin herhangi bir biriminde görev alan kişiler o makamın o mevkiinin bir emanet olduğunu bilip namusu bilmelidirler o makamı. Devletin bir tane kalemini bir tane kağıdını bile fuzuli harcamanın kul hakkı olduğunu bilmeliler. Devlet tarafından verilen  imkanları kendi çıkarları doğrultusunda değil halkın çıkarları doğrultusunda kullanmalılar. İmanı ve vicdanı kuvvetli olan hiç kimse devletin bir arpa tanesini dahi zayi edip  kendi menfaati için kullanmaz. Liyakat gözetilmeden bazı makam ve mevki sahibi yapılanlar  kibre kapılıp nefislerine yenik düşerek türlü rezilliklere imza atıyorlar maalesef. Makamların gelip geçici olduğunu, aslolanın hakkaniyetli davranmak olduğunu farkına varmalılar. Liyakat sahibi insanlara görev verilmesinin ne kadar önemli olduğunu  gösteriyor yukarıda verdiğimiz hazin örnekler.  Görevini  layıkıyla yapan, devletin malını kendi malı gibi bilip koruyan, kollayanlara saygımız sonsuz. Hz. Ömer’ in bir kıssasıyla başladığım yazımı yine Hz. Ömer’ in bir sözüyle sonlandırmak istiyorum. Diyor ki Hz. Ömer(r.a): ‘’ Kişiliğini makamdan alanlar, makamdan sonra kişiliksiz kalırlar’’.

Saygı ve muhabbetle…

ihh 468x60
Yazarın Son Yazıları
Yorum Yaz
  • UYARI: Konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren cümleler veya imalar, inançlara saldırı, şiddete teşvik ve tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.