ihh 728x90
28 Ekim 2020 Çarşamba
Anasayfa > KÜLTÜR-SANAT > EMİRHAN KALHAN’LA İLK KİTABI KIZIL HAREKAT’I KONUŞTUK

EMİRHAN KALHAN’LA İLK KİTABI KIZIL HAREKAT’I KONUŞTUK

09.12.2019 11:04 12 14 16 18 yazdır
Emirhan Kalhan: “Babamın bana getirdiği daktilonun tuşlarına basınca çıkan sesin bana vermiş olduğu ilhamı daha dün gibi hatırlıyorum.”
EMİRHAN KALHAN’LA İLK KİTABI KIZIL HAREKAT’I KONUŞTUK
Röportaj 

Emirhan Kalhan babasının getirdiği daktilonun başında hikayeler, senaryolar yazarak başladı bu uzun ve meşakkatli yolculuğa. Arkadaşları haylazlık, oyun peşindeyken o daktilonun tuşlarından çıkan sesin ahengine çoktan kaptırmıştı bile kendini. Bir hayal kuruyor ve o hayalini döküyordu emektar daktilonun tıkırtısı eşliğinde sayfalara. O haylaz arkadaşları bile merak sarmıştı Emirhan’ın hikayelerine. Çünkü konuştukları konular top oynamaktan yaramazlık yapmaktan öteye gidemiyordu. O yüzden sıkılmışlardı artık sürekli sürekli aynı şeyleri konuşmaktan. Aralarında bir çocuk vardı ve çocuk bıkmadan usanmadan hikayeler senaryolar yazıyor ve onlara okuyordu. Çok tuhaf ve ilginç bir durumdu bu onlar için. Emirhan hikaye anlatan yaşlı misali topluyordu herkesi etrafına ve hayal dünyasında fantastik yolculuklara çıkarıyordu arkadaşlarını. Farklıydı Emirhan. Gün gelecek o farklılığını yazdıklarıyla da hissettirecekti herkese. Daha o günlerde belliydi hayal aleminin derinliği ve kaleminin kuvveti. Yazdıkça güçleniyor, güçlendikçe yazıyordu. Yaşadığı küçücük şehre sığmayacak kadar büyük hayalleri vardı onun. Büyüyünce ne olacaksın sorularına verilen cevaplar klişeydi onun için. O büyüyünce doktor, öğretmen, mühendis olmayacaktı o büyüyünce “Yazar Olacağım” diyebilecek kadar idealistti o yaşlarda. Hem de bu cevabı küçük yaşına rağmen Bayburt Valisi’nin karşısında verebilecek kadar da cesaretliydi. Yaşadığı şehrin gençlerin üzerine ölü toprağı serptiği o dönemlerde silkelenip attı o toprağı üzerinden. Bir ışık yandı kafasında ve o ışığın peşinden koştu muma meftun pervane misali. Çünkü o kaleme aşıktı, çünkü o yazmaya aşıktı, çünkü o bir iki satır yazmadan yatağına giremeyenlerdendi. Kızıl Harekat kitabıyla yazarlığa profesyonel olarak adım atan Emirhan Kalhan’la hayata ve kitabına dair sıcak ve samimi bir röportaj gerçekleştirdik.

Emirhan Bey öncelikle sizi tanıyabilir miyiz?
1986 yılında Bayburt’un Adabaşı Köyünde doğdum. Ailem köyden ayrılıp şehre göç ettiğinde henüz daha altı yaşındaydım. Lise eğitimimi bitirene kadar sade bir yaşantım vardı. Lise son sınıfta başladığım Karate sporu hayatıma farklı bir heyecan katmıştı. Sporun insanı sosyalleştirdiğini ilk o zamanlar anlamıştım. Yurt içinde ve yurt dışında düzenlenen müsabakalara katılıp birincilikler aldım. 2008 yılında Kick Boks Sporu ile tanışmam hayatımda yeni bir dönüm noktası olmuştu. İlimizde Kick Boks Sporu olmadığı için tek başıma antrenmanlar yapıp bütün müsabakalara antrenörsüz katılırdım. 2013 yılı hariç 2018 yılına kadar katıldığım Türkiye Şampiyonalarında ilk üçe girip madalyalar kazandım. 2015 yılının Ocak ayında askerden geldikten sonra kendi kulübümü kurup eğitimler vermeye ve projeler hazırlamaya başladım. Daha sonra yurt dışı ile bağlantılar kurarak Uluslararası Spor Organizasyonları düzenledim. İngiltere’den gelen WKA (Dünya Kick Boks Karate Birliği) nin Türkiye Başkanlığını teklifini kabul ettikten sonra Türkiye’de bir ilki gerçekleştirip dört branşta Uluslararası Profesyonel Dövüş gecesi tertip ettim. Spor hayatımı ve iş hayatımı sürdürdüğüm süre zarfında eğitimlerimi de aksatmadım. İşletme Fakültesi mezunuyum. Özel bir akademide yazılım alanında eğitimler alarak Bayburt Bilgi ve Bilişim Teknolojileri Derneğini Kurdum. Şuan Özel bir şirketin muhasebe ve Bilgi İşlen Departmanı sorumlusuyum. Bunun yanında Halk Eğitim Merkezi’nde Kick Boks Antrenörlüğü yapıyorum. 2018 yılında başladığım Bayburt Üniversitesi BESYO da eğitimimi sürdürmekteyim.

Yazma arzunuz ne zaman ve nasıl başladı?
Orta birdeydim. Babam bana bir daktilo getirmişti. Her akşam okuldan dönüşü başına oturur saatlerce kalkmazdım. Tuşlarına basınca çıkan sesin bana vermiş olduğu ilhamı daha dün gibi hatırlıyorum. Usanmadan, sıkılmadan senaryolar yazardım, hikâyeler yazardım. Daha sonra yazdıklarımı hocalarımdan izin alıp derste sınıf arkadaşlarıma okurdum. Zil çaldığında, arkadaşlarım başıma toplanırlar ve merak içerisinde bana sorular sorardılar. Dönemin Bayburt Valisi Rahmetli Ali Haydar Öner, onunla gerçekleştirdiğim bir röportajın sonunda; -İleride ne olmayı düşünüyorsun?- diye sormuştu bana. Ben hiç tereddüt etmeden, ‘yazar’ diye cevap vermiştim. Uzun yıllar bu cevap benim için sadece sözde kalmıştı. O günlerde, yarın bir gün sporcu olacağım aklımın ucundan bile geçmezdi, çünkü spora yatkınlığım pek yoktu. Oysaki yazma arzusu sürekli bir ukde olarak kalmıştı bende. Rabbim’e şükürler olsun bunu da gerçekleştirdim.

Kitabı yazma sürecinizden ve karşılaştığınız zorluklardan bahseder misiniz?
Yazmak başlı başına bir iştir. Yazmaya niyetleniyorsan eğer beynini kurcalayan etkenlerden uzak duracaksın. Sosyal yaşantından ödün vereceksin. İşin gücün yazmak olacak. Lakin benim için öyle bir durum söz konusu değildi. Bir taraftan eğitimimi sürdürdüm, bir taraftan spor eğitimleri verdim, bir taraftan ise sabah koştura koştura işe gittim. Zordu, lakin yazmanın bir tutku olduğunu, bir zaman sonra istesem de bırakamayacağımı anlamıştım. Pes edeyim dedim, yapamadım. Heyecanım ağır basmıştı çünkü. Kitabımda yakın bir tarihi yani 2021 i kurguladım. Bir yıl süren zor bir süreçti benim için. Düşünsenize Gazze’yi görmeden oraları betimliyorsunuz. Bir kez olsun savaş gemisinin içerisine girmemişsiniz fakat içerisini betimliyorsunuz, silah sistemlerinden bahsediyorsunuz. Politik kurgu olduğu için birçok cümleyi titizlikle kuruyorsunuz. Çoğu yazar gibi ben de meşakkatli bir yolculuk yaptım diyebilirim. 

Yayınevi bulmakta zorlandınız mı?
Birçok yayınevi yazarlığa yeni adım atmış ve ilk eserini yazmış yazarların eserlerini yayınlamaktan
çekinirler. Haklılar, çünkü bu onlar için büyük bir risk. Sadece yazmak yetmiyor. Asıl iş sonrası. Yani İyi
bir yayın evi aramak. Piyasada o kadar çok merdiven altı yayınevi var ki, uzun süren emeğimin heba
olmasından korktum. İlk eserini bastıracak olan her yazar gibi ben de sabırsızdım. Yazdığım dosyayı
birkaç yayın evine mail yoluyla gönderdim. Hepsi de dönüş yaptı. En iyi teklifi sunan yayın eviyle
anlaştım. Daha önce birkaç eser yayınlatmış bir yazar değilim ya korkuyorum halen. Yazmış olduğum
bir yılı bir yana bırakıyorum, geçmek bilmeyen en uzun süreydi o bir hafta benim için. Birkaç yayınevi
kitabımı beğeniyle okuduklarını, kitapta geçen gerçek isimleri değiştirirsem yayınlayacaklarını
söylediler. Ben bunu kabul etmedim, çünkü akıcılığının kaybolmasını istemedim.
Kitabınızın konusunda ve içeriğinden bahseder misiniz?
Ortadoğu’yu kan gölüne çevirmek isteyen Küffar Ordusu asla boş durmuyordu, durmayacaktı da.
Kitaba başlayan okurlarımız kendilerini bir anda Gazze şeridinde buluyorlar. Gazze Şeridin’de belki de
Filistin tarihinin son intifadasına ve İmkânsızlıklara rağmen Filistin Halkının nasıl direniş gösterdiğine
şahit oluyorlar. Gazze Şeridin’de bir Türk Gazeteci, Ahmet Tuncak. TRT Haber Muhabiri. Kitabımızın
ana karakterlerinden. Filistinli bir kız çocuğunu o cehennemden kurtarmaya çalışırken kendini bir
anda İsrail’in Bearşaba Hapishanesinde buluyor. Artık onu Bearşaba hapishanesinin
kanalizasyonlarından, ABD’ye kadar uzanan soluksuz bir yolculuk bekliyordu.
İkinci bölümde okurlarımız kendilerini bir anda Meksika sınırında faaliyet gösteren silah tüccarlarının
arasında buluyorlar. Daha sonra Las Wegas’ta bahis dövüşlerinin gerçekleştirildiği büyük dev bir
salonda. Olaylar silsilesi de işte burada başlıyor. Dünya’nın dört bir yanında örgütlenmiş Mümin
Kardeşler. Ahmet Tuncak için zor bir o kadar da meşakkatli süreç başlamıştı. Onun amacı Orta
Doğu’nun kaderini değiştirmekti. Üçüncü bölümde Akdeniz adeta kaynıyor. Okurlarımız kendilerini bu

bölümde amansız bir mücadelenin içerisinde bulacaklar, çünkü savaş artık başlamıştı. Kısacası
okurlarımız, Filistinli kız çocuğu Fatıma ile üzülecekler, Trabzonlu Tuncay ile tebessüm edecekler,
Ahmet’in mücadelesi karşısında yorulacaklar, ama pes etmeyecekler. Akdeniz’de ise nefeslerini
tutulacak okurlarımız, kitabın sonunda Yavru Vatan Kıbrıs’ da neler oluyor düşüncesine kapılacaklar.
Kitabınızdaki konuyu seçmenizde etkili olan şey neydi?
Tabii ki şuan içerisinde bulunduğumuz durum. Yani Ortadoğu’nun makus kaderi. Uzun bir süredir
gündemi takip ediyordum. Araştırmalar yaptım gece gündüz. Gündemde olan bir konuyu ele almam
okuyucunun ilgisini çekecektir diye düşündüm. Konu zor bir konuydu. Silip attığım sayfaların sayısını
unuttum. Ama yapmış olduğum araştırmalarla da birçok yeni bilgi edindim.
Kitabınıza tepkiler nasıl?
Tarafsız yazmaya çalıştım, lakin yine de birkaç olumsuz eleştiri aldım. Cumhurbaşkanımızın ismini
kullandığım için yadırgayan oldu. Keşke kullanmasaydınız diyenler oldu. Hepsinin görüşüne saygı
duyuyorum. Genel olarak söyleyecek olursam, tepkiler olumlu yönde diyebilirim.
Kitabınız hangi mecralarda yayınlanıyor ve insanlar nereden ulaşabilir?
Kitabımın dağıtımını ve satışını Gece Kitaplığı yapmaktadır. Bütün internet sitelerinde ve seçkin
kitapevlerinde satışa sunulmuştur. Kitapyurdu, D&R, Kitapseç gibi birçok satış sitelerinden kolaylıkla
temin edilebilir.
Şu anki satış rakamları nasıl?
Bayburt’a baktığımızda maalesef diyebilirim. Çünkü ilimizde kitap okuma kültürü çok az. Türkiye
geneline bakacak olursak iyi diyebilirim. Okurlarımız sosyal medyadan bana ulaşıyorlar, beni
etiketliyorlar. Yurt dışından mesaj atanlar oldu. Hepsine ayrı ayrı teşekkür ederim. Satış rakamlarıyla
ilgili herhangi bir sayı veremem, lakin ilk kitap için gayet iyi diyebilirim.
Yeni kitap yazmayı düşünüyor musunuz?
Elbette. Şuan yazıyorum. Kızıl Harekât “Buhran” Kızıl Harekât serisinin ikinci kitabı. Üç-dört seri
şeklinde düşünüyorum. Olaylar birinci kitabın sonunda bitmiyor. En kısa zamanda daha heyecan verici
olaylarla okurlarımın karşısında olacağım.
Emirhan Bey sizi tanımak bizim için güzeldi, röportaj için Bayburt Havadis Gazetesi olarak teşekkür
ediyoruz. Biz gazete olarak bütün imkansızlıklara rağmen Bayburt’tan Türkiye’ye ve dünyaya açılmaya
çalışan sizin gibi genç kardeşlerimize desteğimizi her zaman sürdüreceğiz. Biz bu coğrafyanın
zorluklarının farkındayız ve bu zorlukları aşmaya çalışan özellikle kalemiyle bu coğrafyanın kaderini
değiştirmeye çalışan sizin gibi yazarların basın olarak her daim yanında olacağız. Kitabınızın satışı
umarız hedeflediğiniz rakamlara ulaşır. İkinci kitabınızı merakla bekliyoruz. Çalışmalarınızda başarılar
diliyoruz.
Ben teşekkür ederim. İnsanların kitap okuma alışkanlıklarının çok düşük olduğu şehrimizde maalesef
basının da bu konulara ilgisi yok denecek kadar az. O yüzden gösterdiğiniz ilgiden dolayı ziyadesiyle
mutlu oldum. İlk kitabını yayınlayan bir yazar olarak basının desteğine fazlasıyla ihtiyacımın olduğu bu
dönemde yaptığınız röportaj çok önemliydi benim için. Ben de Bayburt Havadis gazetesine
çalışmalarında başarılar diliyorum.



ihh 468x60
Yorum Yaz
  • UYARI: Konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren cümleler veya imalar, inançlara saldırı, şiddete teşvik ve tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.
Kategorinin Diğer Haberleri