ihh 728x90
08 Ağustos 2020 Cumartesi
Anasayfa > Yazarlar > Uğur Akbaş > “DİNİMİZE SAHİP ÇIKALIM”
Uğur Akbaş

“DİNİMİZE SAHİP ÇIKALIM”

17.07.2020 15:04 12 14 16 18 yazdır
Yazar : Uğur Akbaş

Ayasofya Danıştay’ın aldığı kararla yeniden cami statüsüne kavuştu. Yıllardır boynu bükük duran, yüzü yerde olan Ayasofya’nın şimdi başı dimdik. Ezan sesleri yükseliyor artık minarelerinden, pervazlarına konan güvercinler “Hu Hu” diye zikrediyor Yaradan’ı. Ayasofya’nın tekrar eski kimliğine kavuşması yediden yetmişe tüm inananları mutlu etti. Elbette ki içimizdeki hainlerden ve dışarıdaki düşmanlardan tepkiler gecikmedi. Ama bu bizim umurumuzda mı? Değil, olmamalı. Kendi topraklarımızdaki mabedin statüsüne karışmak kimsenin haddi değil. Affınıza sığınarak yeri gelmişken şu sözü söylemeden geçemeyeceğim: “İt ürür kervan yürür”. Ayasofya’nın yeniden cami statüsüne kavuşma kararının ardından sosyal medyada herkes profilini Ayasofya resimleriyle donattı, tebrik mesajları yayınladı, sevinç naraları attı. Evet ben de tüm Müslümanlar gibi çok sevindim, duygulandım, gururlandım ama sonra durdum bir düşündüm. Kendi kendime dedim ki:” Evet Ayasofya’nın açılması bizim için çok önemli, ama asıl mesele o mabetlerin kaynağı olan İslamiyet’e layık Müslümanlar olabilmekte. Kararla birlikte coştuk, sevinç gözyaşları döktük, sosyal medyada ayet ve hadisler paylaştık peki ya sonrası. Yine eski düzenimize döndükten, o camilere adım atmadıktan sonra on Ayasofya açsak ne fayda. Tekrarlamakta fayda görüyorum; Ayasofya bizim için çok önemli bir sembol ve sahip çıkmalıyız emanetimize. Ama asıl mühim olan dinimize sahip çıkabilmek. Dinimizin kural ve kaidelerine uyabilmek. Çünkü dinimizi kaybedersek mabetlerin bir önemi kalmaz. O mabetleri mahzun, öksüz ve bomboş bıraktıktan sonra adım başı cami yapsak ne çıkar. İslam ahlakını, adaletini, mütevaziliğini harmanlayıp, hayatımıza tatbik etmeyip, o mabetlerde Allah’a secde etmedikten sonra bütün kiliseleri camiye çevirsek ne çıkar. Ayasofya’nın yüzünü yerden kaldırdık çok şükür. Şimdi sıra bizim alınlarımızın yere değme vaktidir. Yani secdeye.

“KÖR ÖLÜR BADEM GÖZLÜ OLUR”

Neden böyle bir başlık attım biliyor musunuz? Sosyal medya paylaşımlarına bakarken yurdum insanının hayattayken eleştirdiği, karaladığı hatta ve hatta küfrettiği insanlara öldükten sonra dizdikleri methiyeleri görünce canım yanıyor da ondan. Sizlere bunu örneklerle açıklamak istiyorum. İlk örneğim rahmetli Prof. Dr. Necmettin Erbakan. Bakıyorum paylaşımlara; siyaseti, siyasetçiyi, sistemi, terör örgütlerini, emperyalizmi, ekonomiyi ve benzer birçok konuyu eleştirmek isteyenler Erbakan’ın tespit ve sözlerini paylaşıyorlar mekanın cennet olsun notlarıyla. “Necmettin Hoca ne kadar da haklıymış” diyorlar. Hoca hayattayken Kemalist tayfanın hep bir ağızdan ettikleri hakaret ve aşağılamalara ses çıkarmayıp, çanak tutanlar bugün oldu Erbakancı. MGK toplantısında boncuk boncuk terleyen “Savunan adamı” görmezden gelenler şimdi arkasından timsah gözyaşı döküyor. Erbakan aktif siyaset yaparken gerici, bağnaz, ülkeye şeriatı getirecek diyenler şimdi Erbakan’ı yere göğe sığdıramıyor. Siyonizm tehdidini, Ortadoğu’nun şu an içinde bulunduğu durumu, yıllar öncesinden görüp dile getirdiğinde, gülüp geçilen Erbakan şimdi oldu kahraman. Yanlış anlamayın bu bahsettiğim kişiler karşı mahalleden değil özbeöz bizim mahallenin çocukları. Hayattayken kıymetini bilemediğimiz, yalnız bıraktığımız bizim Erbakan.

Muhsin Yazıcıoğlu da aynı kaderi paylaşanlardan. Hayattayken esamesi bile okunmazdı Muhsin Başkanın. Öldükten sonra herkes Muhsin Yazıcıoğlu hayranı ve destekçisi oldu çıktı. Mesele bu vatansever insanların hayattayken kıymetlerinin bilinmesi ve desteklenmesi. Ama biz millet olarak birçok değerimizi görmezden gelip harcamışızdır. Şimdi soruyorum size: Öldükten sonra Erbakancı olsak ne olur, Muhsin Başkancı olsak ne olur?

ihh 468x60
Yazarın Son Yazıları
Yorum Yaz
  • UYARI: Konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren cümleler veya imalar, inançlara saldırı, şiddete teşvik ve tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.