ihh 728x90
08 Ağustos 2020 Cumartesi
Anasayfa > Yazarlar > Uğur Akbaş > “CORONA GÜNDEMİ”
Uğur Akbaş

“CORONA GÜNDEMİ”

30.03.2020 10:37 12 14 16 18 yazdır
Yazar : Uğur Akbaş
Son günlerin bir numaralı gündemi dünyayı kasıp kavuran Coronavirüs. Artık yediden yetmişe hepimiz bu illetin ismini ezberlemiş durumdayız. Çoğumuzun kafasında bu virüsün kaynağı ile alakalı birçok soru olsa da; bu virüsün umurunda değil. Her geçen gün can yakmaya devam ediyor. Dünya genelinde 600 binin üzerinde vaka tespit edilirken, hayatını kaybeden insan sayısı 30 binin üzerinde. Ülkemizde ise alınan tedbirler sayesinde şimdilik çok şükür vaka ve ölüm sayısı az. Yalnız son günlerde ülkemizde vaka ve ölüm sayısında artış var, bu da bize tedbirler konusunda gevşememiz gerektiğini gösteriyor. Tahminim vaka ve ölüm sayısı pik yapıp daha sonra düşüşe geçecek. Umarım bu süreci en az hasarla atlatırız.
Coronavirüs hakkında birçok komplo teorisi var, bu teorilerin içerisinde insanın kafasını kurcalayan bazı gerçekler de yok değil. Birkaç gün önce gündeme Amerika’nın en zengin ailelerinden olan Rockefeller ailesine ait, Rockefeller Vakfı’nın 10 yıl önce yayınladığı bir rapor düştü. Bu raporda, bulunduğumuz zaman kastedilerek ortaya bir virüs çıkacağı, bu virüsün en çok gelişmiş ülkeleri etkileyeceği, insanların sokaklarda eldiven ve maskeyle dolaşacağı, sokakların boş kalacağı ve bu salgından ilk Çin’in kurtulacağı yazıyor. Ne kadar enteresan değil mi? 10 yıl önce bugünün resmi fotoğraf kalitesinde net olarak çekilmiş. Sanki Rockefeller Vakfı bir talimat vermiş ve bütün dünya da bu talimatı uyguluyor. Bu ve buna benzer olaylar, virüsün doğal yollarla değil; laboratuvarlarda biyolojik bir silah olarak üretildiğini düşündürüyor insana. Yaşadığımız bu günler sanki yeni bir dünya düzeni kuruluyormuş hissi uyandırıyor bende. Evlerine kapanıp bütün işlerini dijital ortamdan yapan, birbirlerine yaklaşmaktan çekinen, ülkelerin izole olarak kendi kabuğuna çekildiği ve bu arada en büyüklerin at koşturduğu, kaosun hakim olduğu bir dünya. Sokağa çıktığınızda sanki başka bir dünyaya ışınlanmış gibi hissediyorsunuz kendinizi. Ben şahsi olarak bu salgının çok masum bir salgın olduğu kanaatinde değilim. İlk olarak Çin’de görülen bu salgının oradaki midesizlerin yedikleri hayvanlardan ortaya çıktığı söylendi. Söylendi de; bu adamlar yüzyıllardır bu hayvanları yiyor neden şimdi çıktı bu virüs?

CAN ATAKLI MİKROBU
Ülkemizde de alınan tedbirler kapsamında uzaktan eğitim modeline geçildi ve çocuklar televizyonlardan ya da internet üzerinden dersleri takip etmeye başladı. İlk gün ders anlatan öğretmenlerden birinin başörtülü olması, beyni ve yüreği baştan aşağı virüsle dolu olan çapsız Can Ataklı’yı rahatsız etmiş. Neymiş efendim türbanlı olan öğretmenlerin ders anlatması facia imiş. Öğrencilere bu kapalı öğretmenler rol model olamazmış. Hani meşhur bir söz var.” Koyun can derdinde, kasap et”. Beyni sulanmış diyeceğim fakat öncelikle sulanması için insana bir beyin gerekli. Bu ne hazımsızlık? Bu ne nefret? Yüzyıllar geçse de bu zihniyetin asla ve kat a değişmeyeceğinin net bir örneği bu. Topyekün hastalığa karşı seferberlik ilan edilmişken adamın derdine bak. Acaba ona coronavirüs bulaşsa ve tedavisini bir başörtülü hekim ya da hemşire yapsa ne diyecek. “Aman ben türbanlı istemem bırakın beni öleyim” der herhalde. Muhtemelen biz de arkasından  "El Fatiha" demeyiz.

DİNİ İMANI PARA OLAN ÜNLÜLER
 Benim hala niye ünlü olduklarını anlamakta zorlandığım, popüler kültürün cilaladığı insancıkların canları çok çok kıymetli olduğundan hemen lüks villalarına kapandılar. Haliyle iş olmayınca gelirleri de düştü. Ama durur mu onlar hiç para kazanmadan? Çünkü para olmadan onlar bir hiç. Sosyal medya denen illet yoluyla toplumu sömürmeye devam ediyorlar. Seda Sayan, Şeyma Subaşı ve daha birçok ünlü, virüse iyi geldiği söylenen bir ürünün reklamını yapmışlar. Bu ürünün duyulmasıyla birlikte, Bakanlık bir açıklama yaparak bu ürünün onaylı bir ürün olmadığını söyledi. Hadi o ilacı üretenler sahtekar, peki sırf servetlerine servet katacaklar diye incelemeden ürünün reklamını yapan, halkı kandıran bu omurgasızlara ne diyeceğiz. Halkın sağlığını hiçe sayan bu sanatçı müsveddelerine bir ceza çıkmayacak mı? Muhtemelen çıkmayacak. Yazık çok yazık.

SEN ÖNCE KENDİNE AYAR VER ECE ÜNER !
Virüsün yaygınlaşmasıyla birlikte özellikle kolonya, gıda ve hijyen maddelerinde fiyatları şişiren şeref yoksunları oldu. Buna tepki olarak Show Tv ana haber spikeri Ece Üner güya o fırsatçılara ayar vermeye çalıştı. “Namaz beş vakit, ahlak 24 saat farzdır” dedi büyük bir coşkuyla. Sanki sahtekarların, fırsatçıların hepsi namaz kılan, inançlı kesimdenmiş gibi. Sanki bu ülkede diğer kesimler sütten çıkmış ak kaşık da; inanan kesim sahtekarmış gibi. Her kesimde elbette var böyle tipler, ama genelleme yaparak inanan kesimi töhmet altından bırakmak kimin haddine. Bu algı onlarca yıldır devam ediyor ve devam edecek gibi de görünüyor. Yıllardan beri sistemiyle, medyasıyla, dizisiyle, sinemasıyla dini temsil eden kişiler sahtekar, yalancı, güvenilmez kişiler olarak lanse edildi ve bu anlayış hala da sürüyor. Sayın Ece Üner sen önce kendi ayarlarını bir düzelt ve bu ülkenin kaymağını haksız yere yiyen, karabasan gibi toplumun üzerine çöküp sömürenlere bir ayar ver de alnından öpelim. Bakalım bakalım kimmiş bu beynamazlar.

TEST KİTLERİNİN PARASINI ATATÜRK ÖDEMİŞ MİŞ…
Sağlık Bakanı coronavirüse iyi gelen bir ilacın Çin’den getirtildiği söyledi. Hemen sosyal medyada bir geyik dönmeye başladı. Tabi bu paylaşımı yapan güruh belli. Kemalizm’i kendine din belleyen sapkınlar. Neymiş Çin bu ilaçlardan para almamış, çünkü Atatürk zamanında ödemiş. Çin’de 1938 yılında meydana gelen kolera salgınında, Refik Saydam  Hıfzısıhha akademisi 1 milyon aşı göndermiş. Çin’de bunun diyeti olarak gönderdiği test kitlerinin parasını almamış. Bir muhabir bunu Sağlık Bakanı Koca’ya sordu; Bakan da bunun gerçek olmadığını, parasını ödeyip aldıklarını söyledi. Bu yalanın neresinden tutsanız elinizde kalıyor. Atatürk 1938’de öldü, Çin ise 1949’da kuruldu. Başka bir şey dememe gerek yok sanırım bu idrak özürlülere.
Coronavirüsten ve yıllardır bu toplumu maddi manevi kemiren bu virüslerden Rabbim bizi korusun. Umarım bu süreci en az hasarla atlatırız. Kendi sağlığınız ve toplum sağlığı açısından lütfen zaruri olmadığı sürece evlerinizden çıkmayın.
ihh 468x60
Yazarın Son Yazıları
Yorum Yaz
  • UYARI: Konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren cümleler veya imalar, inançlara saldırı, şiddete teşvik ve tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.